
İKİBİNONBİR, HERKES İÇİN
“ANLAYIŞ YILI” OLSUN:)))
Evet.. -ikibin dokuz kardeşi gibi- 2010 da dünde kaldı, dün oldu artık..
Kim bilir, bazı şeyler için belki de “son” oldu.. Ya da “son” olmalı..
Her doğan yeni gün, yeni bir umudun ışıklarıysa.. Her yeni yılda, “umudun ışıklarıyla dolu” günler olduğunu görmek yakışır insana..
Sonu “sıfır”dı giden yılın..
“Bir”le başladı, yeni gelenin sonu.. Bu anlayışla bakınca ne güzel, ne hoş!..
Mevlânâ;
“Dünde olan ne varsa dünde kaldı cancağızım/ bugün yeni bir gün, yeni şeyler söylemek lazım!” demişti..
Ve demişti ki yine; “Her gün bir yerden bir yere göçmek ne güzel, bulanmadan dupduru akmak ne hoş!..”
Sizce de öyledir, biliyorum; bu akışa bu “anlayış”la bakmak ne hoş!..
İKİBİNON geldi, yaşandı ve gitti. Gerçekleşen ya da yarım kalan umutlar.. Hayaller.. Hüzünler ve sevinçler.. Acı-tatlı anılar dünde kaldı.. Bunu görmek ve anlamak.. Yaşanmışlıkları anlamaktır önemli olan..
Ve gelen yeni yıla “hoş geldin” diyerek, yaşayacaklarımızı anlayışla düzenlemektir bize yakışan..
Yeni ve yepyeni umutlar, hayaller, sevinçler, yaşanacak güzellikler yeni yılda bizimle olacağını anlayabilmek olmalıdır, önceliğimiz.
Sonu “bir”le başlayan İKİBİNONBİR, “yeni bir anlayış yılı” olabilir..
ÖNCE KENDİMİZ
KENDİMİZE anlayışla başlayabiliriz, örneğin..
Yeni bir yılda, kendimizi ve sahip olduğumuz her şeyi, yepyeni bir bakışla görmek..
Kendi potansiyelimizde var olan gücü ve fırsatları görmek.. Bu güç ve fırsatları geliştirip daha da güçlendirmek olabilir ilk işimiz..
Şöyle bir bakalım kendimize:
Bugün, kalbimiz 10 bin 389 kez attı.
23 bin 040 kez nefes alıp verdik..
124 metreküp havayı ciğerlerimize doldurduk.
Bir kilo ağırlığında yemek yedik. İki litreye yakın su içtik ve yarım litre ter çıkarttık.
450 tonluk enerji ürettik. Ortalama 4 bin 800 sözcük konuştuk ve 750 kasımızı çalıştırdık….
Soralım bir de: Peki, kendimizi geliştirdik mi?..
İKİBİNONBİR’in ilk gününden başlayarak, bu sorunun doğru cevabını kendimize vermektir, kendimize anlayışla yaklaşmanın anlamı..
KARI-KOCA isek; birbirimize anlayışla bakabiliriz. Aramızdaki bağın özünü görebiliriz; özdeki sevgiyi, saygıyla güçlendirebiliriz.. İki ayrı insanı bunca zamandır “biz” halinde tutan değerlerimizi daha da güçlendirebiliriz..
ANNE-BABA isek; çocuklarımıza daha bir anlayışla yaklaşıp, onlarla aramızdaki kapattığımız pencereleri açabiliriz. Kırdıkları tabaklardan, getirdikleri karnelerindeki notlardan, kirlettikleri eşyalardan daha önemli, daha özel ve daha değerli oldukları anlayışımızı ışıklandırıp, yüreklerine yansıtabiliriz.
ÖĞRETMEN isek; çocukların sabah okula gelip de karşımıza oturmalarını, sınav sorularına verecekleri cevaplardan daha önemli görebiliriz. Böyle gördüğümüzü onlara yansıtacak anlayış üretebiliriz.. Onların sığmadıkları sıralarda bir zamanlar bizim de aynı duygularla oturduğumuzu anımsayabiliriz..
Unutup, ya da umursamayıp da takmadığı kravatından, iliklemediği ceket düğmesinden, yapmadığı ödevinden daha önemli ve daha değerli ışıklı bakışlara sahip gözlerinin varlığını görebilir, hatalarına değil, o ışıklı masum gözlerine, oradan bir yol açıp da sevgi dolu yüreklerine anlayışla bakabiliriz..
ÖĞRENCİ isek; anne-babalarımızın tüm özverileriyle bize sağladığı imkânların farkına varabilecek yepyeni anlayış geliştirebiliriz. Sorumluluk bilincimizin varlığını duyumsayarak daha düzenli, daha çok ve daha verimli çalışmamız gerektiğini.. Ve bize en çok da “başarmanın” yakıştığını anlayabiliriz.
AMİR isek; öncelikle bize bağlı çalışanların da “insan” oldukları anlayışımızı daha da geliştirebiliriz. Her sabah sevecen bir “günaydın!”la işe başlamanın, bütçemizi eksiltmeden verebileceğimiz en değerli ödül olduğunu, sonuçlara yansıyacak verimlilikle anlayabiliriz.
İŞÇİ-MEMUR isek; emeğimizin ve alın terimizin karşılığını, ürettiğimiz değerlerle alabildiğimizi, daha kaliteli ve daha verimli üreterek anlatabilir, anlayabiliriz.
Herkes için “anlayış yılı” olması dileklerimle, hoş geldi İKİBİNONBİR..